erken uyanıyorum. camı açıp yedinci kattan aşağı arabalara bakıyorum. bi tane mavi askeriye otobüsü oyuncak gibi dönüyo daracık kavşaktan. nası dönüyo ya o kocaman kocaman diyorum sabahın dokuzunda. biraz etrafı toparlayıp süper poğçalar pideler yapan palmiyeden üç beş bişi almak için dışarı çıkıyorum. tam karşıda bi berber dükkanı var. üç beş genç çalışıyor orda. genelde dükkan sabahları boş olduğu için birbirlerinin saçlarını yaparak oyalanıyolar. bi tanesi kendi kendine yanlardan kendi saçını kesiyo. poğaçalarımı alıp evin yolunu tutuyorum. geçerken bim e ucuz yorgan yastık düşmüş müdür diye inceden bakınıyorum camdaki afişten. gene yok, düşmemiş. arada oluyo battaniye yastık falan ondan bi umut bakınıyorum. hemen köşedeki büfeden gazete dergi bişiler alıyorum. kuruluyorum tevizyonun karşısına. çayı zaten çoktan koymuş oluyorum. seda sayan var. ben arka fon olarak tercih ediyorum seda sayanı. iyi gidiyo ses mes. garip şeyler oluyo arada kuağıma çalınıyo. rezzan kiraz bağıra bağıra o iç gıcıklayıcı pozitif neşesiyle burçlardan ottan boktan bahsediyo. plüton üzerimdeymiş değişim olcakmış hayatımda. akıllı olun molun diyo dravdan umut dağıtıyo. poğçaları lüplettikten sonra gazeteye bakıyorum. çayım bitmiş. gazeteyi de alıp mutfağa gidiyorum. hem sigara da içerim balkon kapısını açıp diye mutfağa konuşlanıyorum bu sefer de.camın kenarında içilmemiş bi sigara var. gece birinin uykusu kaçmış olabilir. ama o sigara niye içilmemiş mera ediyorum.. mutfakta biraz kendi kendime eğleniyorum gülüyorum bakındıkça sayfalara. sonra gene bi içeri gitme hevesi geliyo. tekrar elimde çay gaste dergi içeri gidiyorum. bi mutfağa bi içeriye giderken noluyo ya bu gel gitler deyip yazadurmuşum...
not: bu bende yeni hasıl olan istemsiz ve gereğinden fazla erken kalkma düsturu süpermiş ne yaan söyliyim hoşuma gitmee başladı küçük küçük... hala saat bir valla oh. nilee nilee yapılııı şinci
ya bu yeni smile adsl reklamını izlediniz mi? o ne öyle be abi..
bu blog şimdilik tamamiyle kişisel terapi amaçlıdır, iç dökmedir, sevgili günlük tadıdır,candır. Ama zamanla başka bir şeylere de dönüşebilir bilmiyorum, bilemem...
26 Kasım 2008 Çarşamba
25 Kasım 2008 Salı
Kavak Yelleri ve Gossip Girl arasındaki 7 Fark
Kavak Yelleri'nde can sıkılınca genç bünye sahilde taş sektirir
Gossip Girl'de limuzine atlanır derhal Paris'e uçulur.
Kavak Yelleri üç kardeştir
Gossip Girl tek çocuktur.
Kavak yelleri kazaktır, kapşondur, eşofmandır
Gossip Girl Channel dir, Milano moda haftasıdır.
Kavak yelleri arkdaş canlısıdır, bataktır, Kara Murattır.
Gossip Girl nobrandır, burnu büyüktür, Gerar Depardieu dur.
Kavak Yelleri Pinhanidir hele bi gel dir
Gossip Girl Timbalanddır Apologize dır.
Kavak Yelleri İzmir'dir
Gossip Girl Dubai'dir Palmiye Adası'dır.
Kavak Yelleri "eh işte" dir, akbildir
Gossip Girl "vay babağn" dır, one way tickettır.
Gossip Girl'de limuzine atlanır derhal Paris'e uçulur.
Kavak Yelleri üç kardeştir
Gossip Girl tek çocuktur.
Kavak yelleri kazaktır, kapşondur, eşofmandır
Gossip Girl Channel dir, Milano moda haftasıdır.
Kavak yelleri arkdaş canlısıdır, bataktır, Kara Murattır.
Gossip Girl nobrandır, burnu büyüktür, Gerar Depardieu dur.
Kavak Yelleri Pinhanidir hele bi gel dir
Gossip Girl Timbalanddır Apologize dır.
Kavak Yelleri İzmir'dir
Gossip Girl Dubai'dir Palmiye Adası'dır.
Kavak Yelleri "eh işte" dir, akbildir
Gossip Girl "vay babağn" dır, one way tickettır.
27 Ekim 2008 Pazartesi
gençliğini yaşayabildiğin, daha iyi bi' yer var mı bildiğin?
Evet az önce izlediğim gençturkcell reklamında duyduğum slogan buydu. Aslında reklam bende hemen yazma isteği uyandırdı. Çalakalem paylaşmak istiyorum.
Şimdilerde yeni programından pek de haz alamadığım Okan Bayülgen seslendiriyor reklamı. Reklam kısaca şöyle, izlemeyenler için aktarayım: İki genç yürüyorlar ve mc donalts ta takılan gençleri ya da alışveriş yapan kızları erkekleri görüyorlar. Biraz yadırgıyorlar onları hani bu gençlik nereye gidiyor gibisinden, olayınız bu mudur yani gibisinden. Buraya kadar güzeldi merak da ettim nereye bağlanacak acaba durum dedim. Okan Bayülgenin sesi geldi (tam metniyle hatırlayamayacağım sanırım) " tabiki gençler sinemaya ondan sonra mc donalts a gidecekler , senin daha iyi bir yer var mı bildiğin" dedi Okan. Ya bir dakika ya, ulan sen değil miydin her programında gençlere; çocuklar gidin, yapın, edin, gezin, yazın, çizin, keşfedin dünyayı falan filan diyen? E şimdi ne bu peki... Gençlik önce mc donalts a, sonra sinemaya, sonra da her ay kıçlarına maddi manevi batan campus kredi kartıyla alışveriş yapmaya gitsin. " valla bizde gençlik böyle hacı, senin daha iyi bi fikrin varsa gel koy masaya" tribindeki reklamı Okan Bayülgen'in seslendirmesi açıkcası bana çok abes geldi.
Çelişmiş, olmamış...Belki de bu durum pek de derdi değil artık...
Şimdilerde yeni programından pek de haz alamadığım Okan Bayülgen seslendiriyor reklamı. Reklam kısaca şöyle, izlemeyenler için aktarayım: İki genç yürüyorlar ve mc donalts ta takılan gençleri ya da alışveriş yapan kızları erkekleri görüyorlar. Biraz yadırgıyorlar onları hani bu gençlik nereye gidiyor gibisinden, olayınız bu mudur yani gibisinden. Buraya kadar güzeldi merak da ettim nereye bağlanacak acaba durum dedim. Okan Bayülgenin sesi geldi (tam metniyle hatırlayamayacağım sanırım) " tabiki gençler sinemaya ondan sonra mc donalts a gidecekler , senin daha iyi bir yer var mı bildiğin" dedi Okan. Ya bir dakika ya, ulan sen değil miydin her programında gençlere; çocuklar gidin, yapın, edin, gezin, yazın, çizin, keşfedin dünyayı falan filan diyen? E şimdi ne bu peki... Gençlik önce mc donalts a, sonra sinemaya, sonra da her ay kıçlarına maddi manevi batan campus kredi kartıyla alışveriş yapmaya gitsin. " valla bizde gençlik böyle hacı, senin daha iyi bi fikrin varsa gel koy masaya" tribindeki reklamı Okan Bayülgen'in seslendirmesi açıkcası bana çok abes geldi.
Çelişmiş, olmamış...Belki de bu durum pek de derdi değil artık...
12 Ekim 2008 Pazar
Gün Biterken
"geçmişten pişmanlık,
geleceğe umut,
yaşadığım andan asla tatmin olmamak.
işte bütün hayatım."
Franz Schubert.
geleceğe umut,
yaşadığım andan asla tatmin olmamak.
işte bütün hayatım."
Franz Schubert.
15 Ağustos 2008 Cuma
Gamsız!
Popçu Doğuş'a aşıktım ben. 90 lı yıllar...900 lü hatlar zamanı...Nası hastasıyım Doğuş'un nası aşığım...Düşünmeden uğra bana, kapım açık hala sana, ayrılığın vurdu aya, yansıdı odamın duvarına...Hele hele ne içli, ne gönül şenliği ne libidoş şarkı...Hele o taklalar hele o gözdeki sürme...Aşkın gözü körmüş meğer deyip doğuş fan clubı aramak istedi gönül. Evden arayamazdım çünkü 900 lü hatlara kapalıydı. Ben de bi cinlikle babamın iş yerindeki boş ofise dalıverdim. İşaret parmağıyla döndüre döndüre numaranın çevrildiği dönem... Sonunda üye oldum ve artık gerçek bir fan olmuştum. sevecektim bir ömür boyu...Talihli üye çekilişte doğuşun klibinde oynayacaktı ve akşam yemeği yiyecekti doğuşla. GAMSIZ...Doğuşun İzmite konsere geldiği bir gün Mervenin babası Ali Amca'nın kurnazca bir manevrayla sırada beklerken bizi beleşe Seka Spor Salonuna sokuvermesi ve kendimi şanslı saymalarım...Hey yavrum hey zamanın mutluluğuna can şenliğine gel aga..Meğer mutluluk o zamanlar kırmızı üzerine parlak renkli Doğuş yazan bant takmakmış alına, önden de yer kapmakmış konserlerde... nasıl fanım ama nasılll, ölüyorum fanlıktan. Konser esnasında ben tam da kendimi kaybetmişim "AYRILIĞĞĞIIIINN VUURRUUDU AYAAAAAAA"... baktım ablam götüm götüm önlere ilerliyo...Lan! Lan noluyo orda derken ablamı sahneye atlamış ve doğuşun kollarında görmüştüm. HAİN ABLA...Meğer içten içe o da seviyomuş, meğer gizli gizli beslemiş büyütmüş o duyguları ki atıvermiş kendini dizginleyemediği duygularıyla gizli sevgilisinin kollarına...Babamın iş yerine gelen faturayla gizli aşkı açığa alınan bendim oysaki, sevgi neydi ?
11 Ağustos 2008 Pazartesi
10 Ağustos 2008 Pazar
03:58
kıyafette tutunamayan
evde sessiz, sofraya karpuz doğrayan kız
yalnızlığında bi huzuru varmış aga
babadan gece aşırılan bond sigara
ho hoyt neymiş bu be
biyolojik dengemiz bu
tam tarih yok, tam bir zaman
heideger kant mant adorno
okuduk tamam da
ben hala merak ediyorum
makarena dansı yapan var mı hala
dediler get up stand up dont give up the fight
dedim tamam ya tamam.
evde sessiz, sofraya karpuz doğrayan kız
yalnızlığında bi huzuru varmış aga
babadan gece aşırılan bond sigara
ho hoyt neymiş bu be
biyolojik dengemiz bu
tam tarih yok, tam bir zaman
heideger kant mant adorno
okuduk tamam da
ben hala merak ediyorum
makarena dansı yapan var mı hala
dediler get up stand up dont give up the fight
dedim tamam ya tamam.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)