Bu ne lan dedim,
Beğenmedim yazdığım şiiri sevdiğim.
Vietnam'dan sana sigara aldım,
Biraz acı gibi tadı
İçme çok kanser eder sevdiğim.
Çay demlemeyi öğrendim de,
Şehirden taşındım sevdiğim.
Üst eşofmanın kaldı evin dolabında,
Kızma, geri vermeye üşendim sevdiğim.
Dans ettik senle diyemedim,
Saçmaladım kollarında sevdiğim.
Topuklu ayakkabı giyseydim,
Belki yetişirdi sözlerim kulağına.
Emekli kurmay gibiyim sevdiğim,
Picamayla geziyorum artık evde.
Üniformamı teslim ederken,
Pek de mağrur değildim.
İki kumandalı televizyon gibiyim sevdiğim,
Açmasını beceremedim ilk seferde.
Duyarlı gibi şiirler yazayım istedim sana,
Yazamadım, bi tost yaptım kendime.
Kaşar kalmamış, pek de istekli değilim bakkala inmeye.
bu blog şimdilik tamamiyle kişisel terapi amaçlıdır, iç dökmedir, sevgili günlük tadıdır,candır. Ama zamanla başka bir şeylere de dönüşebilir bilmiyorum, bilemem...
7 Aralık 2011 Çarşamba
6 Aralık 2011 Salı
15 Ekim 2011 Cumartesi
Cahilin Cuması
Ne okudun ne yazdın
Daha çok şey için çok azdın
Kalem ellerinde titreyen bir su
Akıp gidiyor parmaklarından
Tutamıyorsun
Daha çok şey için çok azdın
Kalem ellerinde titreyen bir su
Akıp gidiyor parmaklarından
Tutamıyorsun
26 Mayıs 2011 Perşembe
karambol

açık tenli hayalet
ben gördüm bi tane
yemin ederim bembeyazdı
leke yapmış gözlerinin altı hafif
hayal et bi sen olur mu
ben de kola kapağı biriktireyim
bir ayaksıza ayak olsun diye
kaç kola kapağı bir ayak eder?
bu aylak yere kaç saatte iner?
etleri bir hayr-ı alamet
sıska parmakları kimi tutsa bıraktı
yanağında gazze boşlukları
rakı masasında savaş karşıtlığı
galibi kendi savaşının
mağlup hep karşı tarafa
ruhuma oku bir el fatiha
şenlensin toprağın altı
üst katta bir dizi ağıt
iyiyim desen de boş
iki tarafına da gömdüler
yumruk gibi toprağı
bir sağ
bir sol.
Gündüz tarifesi açık şiir
Hayali kurardım ben
Ay ahali konumunda
İki kelam çıksın diye ağızdan
Köpürdü dudaklarım uyuz köpek gibi
Zamanı kollarım ben
Zaman dediğime bakma
Yazması sırf afilli diye
Kollarım ağrıyana kadar değil
Değiştiririm yerimi ben
Gene aklım yadırgadı yerini
Elim kaleme gitti gene
Kopya çeksene benden hiç kapatmadım elimi
Hadi kalk şimdi üşenmessen
Yakma bi sigara, sonra bi tane daha yakma
Ölürsün dimi yazmassan o "sigara" yı
Ölmessin devam et
Bi sigaradan ölmedi ama söndü ay ışığı.
22 Ocak 2011 Cumartesi
bilemedim ki...

hayır sürekli düşünmüyorum ne olacağını, aklıma geldikçe düüşünüyorum ve bu ara çok takmış durumdayımm bu ne olacağını bilememek meselesine. 6 ay oldu ve ben hala işe alışamamış durumdayım. kendimi oraya ait hissedemedim bir türlü. sanki bi gün biticek ve haydi işimiz bitti evimize dağılalım dicekler. öyle hissediyorum hala. bu sırada ne istediğimi bulmaya çalışıyorum. hala ne istediğimi, neyi başarmak istediğimi, ne olmak istediğimi bilmiyorum.26 yaşındayım ve hala aklıma hiç bir şey gelmiyor. her konuda sürekli birileri oldu yanımda ve birilerinden yardım alarak yaptım bütün işlerimi. okulda ödevden evde alışverişe kadar hep yardım. bir yere giderken yardım, yeni bir şeye başlarken yardım, taşınırken yardım, düşünürken yardım...yanlış anlaşılmasın kendi işimi başkalarına yaptıran bi tip değilimdir. ben gerçekten yapamıyordum, gerçekten yardıma ihtiyacım oluyordu. işte her şey burdan kaynaklanıyor ya, kendi başına bir şey yapamama...galiba birileri bi iş yapmalı ve ben yardımcı olmalıyım, ben hiç yapan ve başlatan olmadım. başlayıp vazgeçeni daha çok oynadım. başla, dene, sıkıl ve vazgeç. bu işte de öyle oldu sanırım. başladım, deniyorum ve vazgeçmek üzereyim. ama durduran sebepler var. ödemem gereken bir 9 binlik üniversite geri ödemesi ve babamın almamı istediği bir ev. ben ev falan istemiyorum oysaki. kendime ev almak...bunun için belki beş sene bu işe katlanmak...yurt dışında gezmek hiç de cazip değil. insan sıkılıyo bi zaman sonra. gördüğüm her yeni ülkenin heyecanı bende sadece 5 dakika sürüyor. sonra gene içimdeki aylin gezegenine geri dönüş yapıyorum . ne baktığım yer o güzel parklar insanlar, ne de gittiğim şehir o şehir. kendi şehrime geri dönüyorum. izmit'i özlüyorum. işin kötüsü kendimi hiçbir şehre ait hissedemiyorum artık. dönüp dolaşıp "aylin ne bok yicen" sorusunu soruyorum. cevabını bulamadıkça kendi kendime daha da sinirleniyorum. sadece para için çalıştığımı düşündükçe daha daha sinirleniyorum. gecemin gündüzümün olmayışı, yatış saatimin kalkış saatimin hiç bir zaman bir standardı tutmayışı daha daha daha sinirlendiriyor. çıldıracak gibi oluyorum bu ara. çok sinirliyim. ne yapmam gerektiğini bulmam lazım ama bulamıyorum. tam bir gerizekalı. tam bir andavalım. neredeyse otuzuma yaklaşıyorum ve bir bok olamadım. olduğum şeyi ise kendime oturtamadım.ama o bana oturdu diyebilirim. evet herkes para için sevmediği işleri yapıyo, bencillik etme aylin, insanlar işsiz aylin, senin yerinde olmak isteyen milyonlarca insan var aylin...EVET EVET BİLİYORUM ŞİMDİ KESİN SESİNİZİ DİNLEYİN GERİZEKALILAR: bakın bu bencillik değil. şımarıklık hiç değil, buldun da bunuyosun da değil. ben bilmediğim bir şeyin içine girdim. güzel olacak sandım. her şey değişecek sandım. evet işsizdim. işsiz ve evde aile ile olmak gerçekten zor biliyorum. şimdi o kapıda benim yerimde olmak isteyen binlerce insana keşke " buyrun ben bırakıyorum, gerçekten çok ihtiyacı olan, bu iş hayallerinin işi olan benim yerime geçebilir" demek istiyorum tüm samimiyetimle. Ama sonra diyorum ki eee aylin sen ne yapacaksın? sen hayallerinde ne var? hayallerim vardı ama galiba götüm yemedi. yada çeşitli etkenler vardı ve olmadı. bu da aynı kapıya çıkıyo zaten.yememe meselesi. tamam hayalini de gerçekleştirmedin. eee başka bir şey? başka bir şey yok. ama olmalı. bulamassam çıldırabilirim. bulmak zorundayım. hayatımı kocaman bir tüpün içerisinde dünyanın dört bir yanına savrularak geçirmek istemiyorum. aksi halde rüzgarda uçuşan nereye gittiği belirsiz bir naylon torbadan ne farkım kalır ki... o poşeti doldurup yerde sapasağlam durmalıyım. şimdi uyumam lazım. yarın sabah altıda moskovaya gidiyorum. ne işim var lan benim moskovada!!! banane giden nereye gidiyosa gitsin. eee bırak sende bize ne desenize? haklısınız. yemiyo. gelinebilen en kötü durum bu mu yoksa sahip olduklarımın hepsini kaybetmek mi bilmiyorum. her şeyi bir anda kaybetmek gelinebilecek en kötü durum aslında değil mi. peki bana neden en iyisi gibi geliyo?...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)